5N 1K: Çocuklara Verilecek Hazır Cevaplar

20 Aralık 2019 3 Yazar: admin

Çocuk pili hiç bitmeyen bir soru makinesidir; konuşmaya başladığı andan itibaren yetişkin olana kadar sorar, yılmaz bir araştırmacı gazetecidir, büyümüş de küçülmüş Uğur Dündar’dır. Çocuk belli yaşlarda, belli dönemlerde, belli bazı konulara odaklanır, soruların ana teması bellidir; kimi zaman da hiç beklenmedik konuları merak eder, birdenbire nerden akıl ettiğini bilemediğiniz sualler yumurtlar, ÖSS’den beterdir, üstelik içinden en mantıklıyı seçeceğiniz şıklar da vermez, adrese teslim tek doğru ister.

Evde bir çocuk varsa, bu ömürlük soru-cevap trafiğine hazırlıklı olmanız gerekir; evde çocuk yoksa da mutlaka bir şekilde çocuklarla muhatap olacağınızdan önceden gardınızı almanızda fayda var. Çocuksu sorulara cevap vermek bildiğiniz mesai; sabır, istikrar, çalışma, araştırma, çaba, kriz yönetimi, pratik zeka gerektiriyor, hangi işe bu kadar emek verseniz o meslekte CEO olursunuz. Oysa çocuk işinde bırakın para kazanmayı, azıcık pohpoh bile görmüyorsunuz, ne yapalım, mukadderat, işin doğası bu. Sizler için, bu hususta az çok tecrübe sahibi biri olarak, çocuk sorularına dair bir derleme yapmaya çalıştım; baştan uyarayım, benimkisi sadece bir yol haritası, bazı genel durumlara ait notlardan ibaret, oysa çocuk sürprizlerle dolu bir dünya, her zaman sizi şapa oturtacak bir soru bulur.

Çocukların bu kadar çok soru sormalarının altında, öğrenme açlığının yanı sıra bir birey olma telaşı var elbette; hayat denen oyunda kendi karakterlerini oluşturmaya, sahnede varolmaya, başkaları tarafından kabul görmeye çalışıyorlar. O yüzden çocuğa kaç yaşında olursa olsun, bir şahsiyet olarak davranın; sorularını cevapsız bırakmayın, makul ve mantıklı yanıtlar verin, geçiştirmeyin, sabrı elden bırakmayın, hiddetlenmeyin, asla yalan söylemeyin, ‘bilmiyorum’ demekten gocunmayın, bilmiyorsanız öğrenin, en kötü gugıl efendiye danışın, o da bilmiyorsa artık bırakın dağınık kalsın.

Bu Ne: Bunlar iyi zamanlarınız, ‘bu ne’ sorusuna verilecek yanıtlar nispeten daha belirgin, en azından bildiğiniz yerlerden geliyor. Tek kelimelik cevap yeterli, kompozisyon kurmanıza gerek yok. Ancak yine de bu dönem tahammül sınırlarınızı zorlayabilir; çocuk sabah uyanıp akşam sızana kadar her şeye ‘bu ne’ diyecek, yetinmeyecek bir sorduğunu bin kez daha soracak, sakin olun. Unutmayın sürekli tekrar, çocuk için başlıca öğrenme yöntemi, sizin içinse nirvanaya ulaşacağınız derviş sabrı.

Ama Niye: İşler yavaş yavaş çatallanıyor, çünkü birçok ‘niye’nin cevabı yok. ‘Bu ne?’, ‘Tahta’. ‘Niye?’, ‘Nasıl niye, tahta’. ‘Ama niye?’ Kent bilinçli insanlarız, cevap vermesen olmaz. ‘Tahta da ondan’. ‘Niye?’ ‘Nasıl niye ulan, tahta işte, kabullen, sindir, belle’ diyemezsiniz. Küfretmek düşünülemez bile. O zaman elinizde tek bir yanıt kalıyor: ‘işte öyle’. Bana kalırsa hepimizin hayattaki varoluşu, çocukken aldığımız bu ‘işte öyle’ cevaplarıyla doğru orantılı; neyi, ne kadar, ne zaman ‘işte öyle’ deyip kabullendiğimiz ya da kabullenmeyip uğraşmaya devam ettiğimizle iligili. Hayat; ‘işte öyle’ bir şey, Erol Evgin ve peruğunun isabetle ifade ettiği gibi.

Peki Ne Zaman: Giderek zaman kavramı gelişmeye başlıyor, ‘ne zaman doğdum’, ‘kaç yaşındayım’, ‘ne zaman geleceksin’ gibi sorular başlıyor çocuk aklında. Zaman zaten uydurulmuş bir şey; hayatı düzene koymak, insanları tek sıraya geçirmek için tasarlanmış bir kurgu, kol saatleri birer pranga. Bu yaşımda ben sindirmiş değilim, çocuk neylesin. Bu noktada ‘yatçaz kalkçaz, yatçaz kalkçaz’ biçimindeki yanıtlar işinize yarıyor, çok fazla da entel olmamak lazım, unutmayın klişeler boku bokuna klişe olmamıştır.

Nerede Ki: Çocuk dağınık bir varlık; dağıtıyor ama toplamasını bilmiyor. Hafızası da balık olduğundan bir şeyi koyduğu yeri hatırlamıyor; evin içinde sürekli bir ‘nerde’ telaşı. O yüzden sürekli dikkatli, konsantre, tetikte olmanız gerek, eğer çocuk için mesela emzik ya da bir geçiş nesnesi gibi olmazsa olmazlar varsa yedekleyin, bulunamazsa büyük kriz olur zira. Eğer ‘nerede’ sorusu biri, mesela anne ya da baba için soruluyorsa, mutlaka çocuğu tatmin edecek belli bir cevabınız olsun; örneğin anne için ‘gezmeye gitti’ demek ‘neden beni de götürmedi’, baba için ‘dışarı çıktı’ demek ‘nereye dışarı’ gibi sağlı sollu kombineleri beraberinde getirebilir, uyanık olun.

Nasıl Yani: Geldik asıl kritik mevzulara; artık tek kelimelik cevapların yetmediği, çocuğun tatmin edilmesi için uzun açıklamaların gerektiği hayati sorulara. Çocuk her şeyin nasıl olduğunu merak eder; kim etmez ki, bu soruların peşinden ne insanlar koştu da, bir kısmı filozof, bir kısmı bilim insanı, bir kısmı anlı şanlı sanatçılar olup çıktı, çocuğun neyi eksik. Burada mühim olan çocuğun kafasında şüpheli, korkutucu ya da mantıksız durumlar oluşturacak yanıtlar vermekten kaçınmak. Artık hiçbir çocuk leylek masalına inanmaz, ölenin melekler tarafından alındığına da. ‘Annenle birbirimize sarıldık, sen doğdun’ gibi yanıtlar daha feci sonuçlar doğurabilir, zira ‘biz de bugün Mina’yla sarıldık okulda, bebeğimiz mi olacak’ biçiminde ilerleyebiliyor süreç, dikkat. Çıkmaza girdiğiniz durumlarda, bu konularda yazılmış gayet pedagojik kitaplar var, şiddetle tavsiye ederim.

O Kim: Son ayak kimin kim olduğunu anlama aşaması. Bizim memleket dilinde en fazla akrabalık sıfatının olduğu ülke olabilir; üstelik herkesin birbirine abi, amca, yenge diye hitap ettiği koskoca bir aile gibi toplum. İster istemez çocuğun kafası karışıyor. Benim balıkçı 60 yaşında, bana babacığım diyor, nasıl anlatacaksın bunu çocuğa. Benim hala görümceyle baldızı, enişteyle bacanağı ayırt edemeyen koskoca arkadaşlarım var. O yüzden boşverin, su akar yolunu bulur.

Son olarak şunu söyleyeyim, çocuk aklından yararlanmayı, sorularından kendimize de pay çıkarmayı bilmek en güzel yol; öğretmeye çalışmaktansa o sorulardan bir şeyler öğrenmek çok daha eğlenceli.

Çocuksu günleriniz olsun.