Evi Paylaşmak: Paydaşlarla İlişkilerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

4 Aralık 2019 0 Yazar: admin

Bir evcimen için en netameli konu, evi paylaştığı kişilerle ilişkileridir. Ev kuşları domestik birer kediye benzer; ev onun alanıdır, çeşitli işaretler bırakarak alanını belirler, alanına müdahaleden haz etmez, gerekirse müdahaleye karşı kanının son damlasına kadar savaşır. Peki ya evi başkalarıyla paylaşmak zorundaysa? İşte zurnanın oktavından zırt dediği yer.

Evdeki paydaşlar kişinin yaşına, cinsiyetine, ekonomisine veya medeni durumuna göre değişkenlik gösterir; kimi zaman anne-baba-kardeş Bermuda şeytan üçgeninden oluşan çekirdek aile olabileceği gibi, kimi zaman sınırlı-sorumlu bir ev arkadaşı, kimi zaman birlikte yaşamaya domuzlanılmış bir sevgili, kimi zaman da aşırı fedakarlık gerektiren eş ve çocuklardan oluşabilir. Bu yüzden paydaşın konumu, niteliği, kişiliği, ağırlığı ev içi ilişkileri de belirler; paydaşın türüne göre kuracağımız ilişki biçimi de şekillenir.

Elli senelik hayatı boyunca her cins paydaşla halvet olmuş biriyim, tecrübe konuşuyor, boru değil. Kuşkusuz her paydaş kendine özgü bir kombinasyon oluşturur; her biriyle kuracağınız ilişki de farklı dinamikler, taktikler, duygular, stratejiler içerecektir. Bunlara başka yazılarda ayrıntılı olarak değineceğim; şimdilik ev içi ilişkilerde genel olarak işinize yarayacağını düşündüğüm bazı ipuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyoruz da paylaşıyoruz, lütfen.

Feda: Ev içi ilişkiler satranca benzer; amacınıza ulaşmak için bazı şeyleri feda etmeniz gerekir. Her zaman gözünüzü şaha dikin, sıradan bir piyon için gereksiz mücadeleye girmeyin. Sürekli talep etmeyin, karşınızdakine de istediğini verin, ancak o zaman daha fazlasını talep etme hakkınız olur. Feda durumunda, paydaşınız fedai olduğunuzu bilmesin, fedakarlığınızı gözüne gözüne sokmayın, karşılık bekleyerek babalanmayın, bilin ki sizin de zamanınız gelecek. Bekleyin; fedakarlığınızı daha hayati anlar için bir koz olarak saklayın, ‘ben daha ne yapayım’ cümlesini zinhar kurmayın. Unutmayın, Miro Gavran’ın da dediği gibi “kısa vadeli hedefler, uzun vadeli sorunlar doğurur”.

Şirinlik: Evdeki paydaşlarınıza karşı mümkün mertebe pozitif olmaya çalışın; onlarla ilgilenin, konuşun, şakalaşın, oynayın, şirinlik muskası olun. Surat yapmak sorunları çözmez, tersine iki katına çıkarır; bu yüzden kavgadan, tartışmadan, gerginlikten uzak durun. Ne de olsa hepimiz evde huzurun peşinde değil miyiz; bunun için üstünüze düşeni yapın. ‘Sürekli de pozitif olunmaz ki be kardeşim, ben de insanım’ dediğinizi duyar gibiyim. Hemen duyar kasmayın; unutmayın zamanında şirinliğe yaptığınız yatırım, depresif (ya da depresife yattığınız) zamanlarınızda size anlayış olarak geri dönecektir.

İmece: Evi paylaşmaktan bahsediyorsak, o zaman paylaşın; ama gerçekten paylaşın, sadece mekan olarak evi değil, her şeyi. Evde bir takım olmayı becerebilmek, mutluluğun formülüdür, sakın aklınızdan çıkarmayın; aklınız varsa tabii, olmayana da saygım var. Evde her kim varsa, herkesin becerisine, ihtiyacına, imkanlarına göre bir iş bölümü yapmak, dahası bu iş bölümüne uymak sizi rahatlatacaktır. Benden söylemesi; benbenci olmayın, bencilseniz de -ki ev kuşlarının çoğu böyledir, kendimden biliyorum- öyle değilmiş gibi yapın, karşınızdakine kendinizi dayatmayın. Sürekli bir tarafın kazandığı bir oyun, kimseye haz vermez.

Nefes: Ev bütünüyle size aitmiş gibi davranmayın, tamam biliyorum size ait, ama öyle değilmiş gibi yapın. Miş gibi yapmak, Romain Gary’yi Emil Ajar yaptı, hatırlayın. Birbirinize nefes alacak yaşam alanları yaratın, evde herkesin kendine ait bir dünyası olsun, ihtiyaç halinde camı kırın, kendi bölgenize çekilin. Aman ha karşınızdakini değiştirmeye kalkmayın, değişime açık olun ancak kişilik mühendisliğine soyunmayın, yaşı ne olursa olsun paydaşlara saygıyı elden bırakmayın. Zamanın gücüne inanın, nasılsa üzüm üzüme baka baka kararacak, lezzetli bir şarap kıvamına zamanla ulaşacaktır.

Yalan: Şimdi oturup da, kimseye yalan söylemeyi tavsiye edecek değilim, yakışık almaz. Ama ne yalan söyleyeyim, yalan çok etkili bir yöntem, bazen hayat kurtarıyor; bu konuda ordinaryüs seviyesine gelmiş biri olarak söylüyorum. Yine de siz siz olun, yalana ancak çok sıkıştığınızda ve ilişkinizi etkilemeyecek, kalp kırmayacak, önemsiz, cavalacoz konularda başvurun. Sağlam bir yalanı bazen başka yan yalanlarla ya da etkili bir oyunculuk, sahneleme ve prodüksiyonla desteklemeniz gerekebilir, ön hazırlığınızı iyi yapın, sonra yan basmayın. Söylediğiniz yalanı asla unutmayın, gerekirse not alın, aksi tesadüfler için kuyruklu bir başka yalanı cebinizde bulundurun; sonra yalan söylediğiniz bir kez ortaya çıkarsa mumunuz yatsıya bile kalmaz. Son olarak, zorda kaldığınızda inkara başvurmayın, unutmayın özür dilemek en etkili yoldur.

Ev içi ilişkiler dokuz sezon dizi olur, yaz yaz bitmez. Şimdilik bu kadarla kalsın, ne kimsenin vaktini alayım, ne de kimse benim vaktimi alsın. Evdeki zaman hepimiz için değerli takdir edersiniz ki. Hepinize hayırlı işler, hayırlı ilişkiler.