Evlerimizin Efendisi: Terlik

2 Ocak 2020 0 Yazar: admin

Bizim memlekette terliksiz bir ev düşünülemez; terlik evin gediklisidir, demirbaşıdır, adeta bir aile yadigarıdır, sadece ayakları değil asırlık bir kültürü de taşır, terlik hala yaşayan Arap Bacı’dır. Eve ilk girdiğimizde bizi terlik karşılar, kapı başında yolumuzu gözleyen odur, hem vefakar hem cefakardır; bize ev sıcaklığını kombiden de önce ilk o verir, terlik kucaklayıcıdır, anaçtır, ahretliktir, karşılıksız sevgiyi bulduğumuz pamuk helvadır.

Terlik sosyal bir varlıktır aslında, bekar evinde de olsa asla tek çift olarak yaşamaz; gün olur bir misafir gelir, gün olur tamire usta gelir, gün olur manita gelir diye, evde muhakkak birkaç çift daha terlik bulundurulur, bu neredeyse yazılı olmayan bir yasadır. Daha kalabalık evlerde terlik çoluklu çocuklu bir aile olarak yaşar, yıllar içinde giderek sülaleye dönüşür; kimi evlerde ise kendine ayrılmış özel bir dolapta hanedanlık kurduğu görülür, terlik artık tebası olan bağımsız bir cumhuriyettir. Memleketteki bütün terlikler bir araya gelip partileşse, açık ara tek başına iktidar olur, kalıbımı basarım.

Abarttığımı düşünmeyin, terlik evin gerçek sahibidir. Bir kere evin her yerini adım adım, köşe bucak dolaşmıştır, girdiyi çıktıyı en iyi o bilir. Evin bütün sorunlarına vakıftır, terlik eskiyse geçmişe de hakimdir, ihtiyar heyeti gibidir. Evden dışarı adım atmaz, mazbuttur, kanaatkardır asla yakınmaz, karın tokluğuna çalışır isyan etmez, orası burası patlar sesini çıkarmaz. Halbuki ayakkabı öyle mi ya? Ayakkabı havalıdır, burnundan kıl aldırmaz, tarzı vardır, rahatlık ister, fazla zorlamaya gelemez; evi otel gibi kullanır, gözü hep dışarda, itlikte, serseriliktedir. Ayakkabı Neşeli Günler filmindeki Ziya’ysa, terlik de turşucu Kazım Efendi’dir.

Terlik sizi soğuktan, ayak üşütmesinden, sudan kirden tozdan, yerdeki yabancı maddelerden korumakla kalmaz, aynı zamanda ayağınızın dibinden hiç ayrılmayan, sadık bir dert ortağıdır; iyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta hep yanınızdadır. Ne meseleniz varsa dinler de bir gün bile ağzını açıp konuşmaz, boşanmayı aklından bile geçirmeyen bir ruh eşidir terlik, kankanın önde gidenidir.

Bu yazıda terlik methiyesiyle yetinmeyip, sizler için terlik camiasında bir gezinti de yapmak istiyorum; biraz olsun ev kuşlarının terliğe bakışını değiştirmek biraz da herkesin kendine uygun terliği seçebilmesine vesile olmak niyetindeyim. Bu kadar laftan sonra hala kafanıza dank etmediyse bir kez daha altını çizeyim; terlik mühim, ihmale gelmez.

Baba Terliği: En geleneksel terlik modellerinden biridir; genellikle pastel renkte, deriden, altı kösele nevi sert, arkası açık, topuk kısmı hafif yüksek bir yapıya sahiptir. Pek rahat olduğu söylenemez, üstelik yürüyüş esnasında hem ses yapar, hem de kaygan tabanı yüzünden hareket kabiliyetini kısıtlar. Örneğin baba terliğiyle koşmak, dans etmek oldukça beceri ister; hele evde top oynamak büyük risktir, bir anda ayaktan fırlar, maazallah kendi suratına yapıştıranı bile gördüm. Baba terliği huzursuz ayak sendromlular için uygun olabilir, bacak bacak üstüne atıldığında, üstte kalan ayağın ucuyla terliği sallamak için mükemmel bir fırsat sunar; bu işi iyice geliştirip ayakla terliği havaya fırlatıp tekrar aynı ayağa sokarak bir maharet gösterisine de dönüştürebilirsiniz.

Misafir Terliği: Bu model iki farklı türe ayrılır; biri eve gelen misafirler için tahsis edilenidir, mutlak bir dokunulmazlığı vardır, ev ahalisi tarafından kullanılamaz, her daim temizdir, evdeki diğer soydaşlarının içinde hep en genç, hep en taze kalmayı becerir. Misafir tarafından kullanıldıktan sonra mutlaka havalandırılır, bu esnada misafirin gıybetini yapmak da adettendir. Diğeri ise bir başka eve konuk gidilirken yanımızda taşınan dış misafir terliğidir, yabanlıktır, ele güne karşı rezil de eder vezir de. O yüzden dikkatle seçilmesi, giyilecek kıyafetle özenle kombinlenmesi, bir Nur Yerlitaş titizliğinde dizayn edilmesi şarttır.

Balkon Terliği: Evinizde bir balkon varsa, buna bağlı bir balkon terliğiniz de mutlaka vardır. Bu cins terliğin her türlü hava koşuluna uygun malzemeden üretilmiş olması gerekir; plastik hela terliğinden tutun da yeni nesil Crocks sürümlerine kadar çeşitlilik gösterebilir. Evde giyilemeyecek hale gelmiş eski terliklerin de balkonda iş görmesi mümkündür; ancak bu haliyle terlik sürgüne gönderilmiş gibidir, geçinmek için gece bekçiliği yapan emekliye benzer. Balkon terliğinde asıl kritik nokta, evin içine kesinlikle alınmaması, balkon kapısı önünde muntazaman çıkartılmasıdır; aman dikkat bu yüzden mega kriz yaşayan çiftler tanıyorum.

Sünnet Terliği: Sünnet terliği, baba terliğinin garson boyudur; maskulen bir modeldir. Erkek çocuğu baba terliğine hazırlar, erkek olmak için son kostümlü provaya benzer, genellikle sünnet kıyafetiyle uyumludur. Fakat ayak büyür, terlik küçülür, küçük kardeşiniz varsa çilesini o çeker, yoksa terlik mahzun kalır, sonunda bir ihtiyaç sahibine devredilir; son tahlilde büyük trajedidir. Boşa masrafa girmenizi tavsiye etmem.

Pantuf: Bu cinsin daha batılı bir tınısı vardır; kentlidir, daha hercaidir, her ayağa gelir. Pantuf çoğunlukla kalın kumaştan yapılır, arkası kapalı modelleri ayağı sarar, tabanı yumuşaktır. Oturma, kalkma, uzanma gibi hallerde ayağınızda kalabildiği için ev kuşları için ideal bir seçenektir; son derece sakin ve evcildir, ağaca asılmış panda gibidir; sıcak, güvenli ve pofuduktur. Pantuf çok çeşitli modellerde satılıyor; son dönemde kedi, köpek, ayıcık, miki, araba şeklinde şirinlik muskası dev boyut pantuflar da bulmak mümkün, bunlar genellikle eşine aşırı tatlış görünmek isteyen kentli ev erkekleri ya da ruhum hala genç imajı veren orta yaşlılar tarafından tercih edilse de verdikleri şakacı havayla evlerimize renk kattıkları da bir gerçek.

Ayağınız sıcak, başınız serin olsun; terliksiz kalmayın, sağlıcakla kalın.