Sosyal Medyada Sen Kimsin?

11 Şubat 2020 0 Yazar: admin

İnsan evladı sosyal bir canlı, var olabilmek için mutlaka bir başkasına ihtiyaç duyuyor; Robinson olsan ne fayda, istersen uygarlık kur, Cuma olmadan bir hiçsin. Robinson’u bize yıllarca “tek başına da kalsan güç sende, sakın vazgeçme, istersen her şeyi başarırsın” biçiminde yutturdular, oysa herifçioğlu sömürgeci beyaz adamdan başkası değil; o gelene kadar Cuma kendi adasında kafasına göre takılıyordu, özgürdü, doğanın ta kendisiydi, medeniyetin ona getirdiği tek şey kölelik oldu. Neyse konumuz sosyal mesaj değil, sosyal medya.

Hepimiz başkaları tarafından beğenilmeye, onaylanmaya, ilgi görmeye, pohpohlanmaya ihtiyaç duyuyoruz; başkalarının aynası olmadan biz aslında yokuz, bu yüzden hayatta varoluşumuz bireyselliğimizle değil toplumsallığımızla mümkün. Bizi gören, tanıyan, anlayan, beğenen, doğrulayan kişiler ne kadar fazlaysa, bir bakıma reytingimiz ne kadar yüksekse, o kadar tatmin olmuş hissediyoruz kendimizi. Hayat boyu kimliğimizi buna göre inşa ediyor, kişiliğimizi buna göre şekillendiriyor, yaşam biçimimizi buna göre kuruyoruz. Bir yandan sürüden kopmamak için kalabalığın değer yargılarını, düşünce biçimini, klişelerini kopyalayıp yapıştırıyoruz, bir yandan kendi bireyselliğimizin, marjinalliğimizin sınırlarını ilk önce yakın çevremizde test edip sonra dolaşıma sokuyoruz. Bugün bir karakter kolay mı oluşuyor sanıyorsunuz; insan olmak zor zanaat, hep bir mücadele.

Eskiden dar bir çevrede, ailemiz, arkadaşlarımız, çok çok meslektaşlarımız tarafından onaylanmak yeterliydi, ancak şimdilerde bizi birey olarak bütün dünyaya açan, çevremizi globalleştiren o büyülü sosyal medya var; artık devir değişti, e tabii Çelik de değişti. Geçmişte bir kuru aferine tav olurken, şimdi like, rt, fav, repost marifetiyle besliyoruz egolarımızı; artık birer karakter olmaktan birer profil olmaya doğru evrildik, olduğumuz gibi değil olmak istediğimiz gibi yansıtıyoruz kendimizi, filtrelenmiş kişilikleriz bir bakıma, şen ola sosyal medya şen ola.

Gazete, televizyon gibi geleneksel medya araçları can çekişiyor, onlara ne ilgi kaldı ne de güven, sosyal medya hepsini hızla sildi süpürdü. Eski medya araçlarının işlevini de, bu işlevi gören meslekleri de sosyal medya üstlendi; çağımızda herkes kendi ilgisine, bilgisine, beğenisine göre birer medya insanı, kendi meşrebine göre birer medyatör. Geçenlerde işittim, anlı şanlı bir oyuncunun gösterisinde kayıt yapan bir hanım, telefonu kapatması için uyarılıyor; kadın da “kapatamam efendim, şu an canlı yayındayım” diye cevap veriyor. E haksız mı? Canlı yayın kesilmez, o artık yeni medyanın yılmaz bir elemanı. Ben de bu mecralarda kendi çapında vakit geçiren bir ev kuşu olarak, sizler için yeni medyada dikkatimi çeken bazı profilleri derledim. Bakalım siz hangisisiniz?

Haberci: Bu tip gün boyu politika, aktüalite, spor, ekonomi, sanat haberleri paylaşır; sanki gönüllü bir ajanstır, gündemi bunlardan takip edebilirsiniz. Haberciler kendi içlerinde ikiye ayrılır. Biri doğru, tarafsız, ilkeli bir habercilik yapar; adeta bir BBC titiziliğiyle haberi olduğu gibi, herhangi bir süzgeçten geçirmeden verir. Diğeri ise haberi aktarırken kendi yorumuyla birlikte sunar, bunlara sosyal medyanın enkırmenleri denebilir. Yalnız haberleri alırken dikkatli olmak, rüzgarlara kapılmamak, kaynak sitenin güvenilir olmasına özen göstermek, yalan yanlış bilgiden uzak durmak gerekir. Bu uğurda çok canlar yandı hatırlatırım.

Şovmen: Gösteri işi medyanın vazgeçilmez alanlarından biri, artık epey boku çıkmış olsa da hepimizi kendine çeken bir cazibe merkezi. Sosyal medyada da gösterinin, eğlencenin bini bir para; şovmenler de haliyle çeşit çeşit. Bunlardan bazıları ortamın komik çocukları, her halta tersten bakabilme yeteceğine sahip mizahçılar, sanırsın standart-up komedyen, ne yalan söyleyeyim içlerinde çok iyi olanlar da var. Bazıları ise şarkılardan fal tutan müzisyenler; bunlar kimi zaman başkalarının kliplerini paylaşır kimi zaman da kendi videolarını faş ederler, çoğuna kulak dayanmaz o ayrı. Bir başka grup da farklı tiplemelerden oluşan seçkilerini sunan oyuncular, seç beğen al. Hepsinin yolu açık olsun.

Gurme: Sürekli yediğini, içtiğini paylaşan bu tipler bir miktar görgüsüz gibi görünse de sosyal medyada bir Vedat Milör işlevi görürler. Yeni mekanları, yeni tatları, yeni mutfak trendlerini bunlardan takip edebilirsiniz. Bazıları ise sokak lezzetlerini, kıyıda köşede kalmış salaş mekanları tanıtır. Bu tiplerin paylaşımlarına zaman zaman alkol de eşlik ettiği için bazı gereksiz yavşamalar görülebilir; artık o kadar kusur kadı kızında da olur. Yiyin efendiler yiyin, afiyet şeker bal olsun.

Gezgin: Bunlar ülkemizden ve dünyadan gezilecek, görülecek yöreleri tanıtan tiplerdir; yayınlarda anlatımın yanında fotoğraf ve video olmazsa olmazdır. Kış aylarında kültür turizmi ağırlık kazanırken, yaz aylarında deniz baş köşeye oturur, deniz demişken ayak fotoğrafı bir zorunluluktur. Gurmelerin “ne yedik be” alt metni, gezginlerde “ne gezdim yahu, tam bir dünya insanıyım” biçiminde bir gösterişe, bir görgüsüzlüğe işaret etse de, bize dünyanın kapılarını açtıkları da muhakkaktır. Zira “benim neyim eksik” duygusuyla seyahat planları yapanı çok gördüm.

Yorumcu: Bu tipler bir nevi açık oturum konuşmacısı, bir nevi panelisttir; her konuda fikri, her durumda yorumu olan, her halta maydanoz kişilerdir. Bazıları bilimsel bir hassasiyetle, bazıları ise Rasim Ozan Kütahyalı gibi işkembeden yorum yaparlar; neredeyse hiçbir paylaşımı kaçırmazlar, her şeyin altına yazarlar. Çoğu bir içerik üretmez, başkalarının paylaşımlarıyla geçinir; genellikle “ben de burdayım, ben de biliyorum, ben de iki çift laf edecek kadar zekiyim” şeklinde gizli bir egoya sahip oldukları söylenebilir. Belki de söylenemez, bilmiyorum, Freud değilim sonuçta.

İzleyici: Medyanın olmazsa olmazı elbette izleyici; en az bir izleyici yoksa gösteri de yok. Sosyal medyada asıl sessiz çoğunluk izleyiciler tabii ki. Bunlar suya sabuna bulaşmayan, paylaşımda bulunmayan, sadece takip eden tiplerdir. Diğer bütün tipler, bunları takipçileri arasına katmak, beğenilerini almak için kırk takla atıp elli çeşit boyaya bulanırken, izleyiciler kendi işleriyle meşguldür. Gıpta etmemek elde değil, onların karakteri çoktan oturmuştur, hepsine helali hoş olsun.

Hepinize medyatik günler, hayırlı paylaşımlar.